Piyanist şantörler gibi aman efendim kimler gelmiş, hoş geldiniz Kemal Bey! Nerelerde kaldınız desem, sanki böyle acıdan yastık yorgan kemirmemişim gibi. Ya da naber Kemal? Sanki dün de buradaymış gibi! Aaaa Kemal hiç değişmemişsin! Kesin sesim titrer benim, ya gözlerim dolarsa. Bu gece nasıl sabah olacak? Üzerinden iki yıl geçti, ben iki yıl boyunca can …
Aylar: Eylül 2020
Yakalarımıza bir resmini iğnelediler, aynı fotoğrafın büyütülmüş halini de tabutun başına koymuşlar. Caminin avlusunda, farklı farklı okullarda çalıştığı meslektaşları, kahveden arkadaşları, birkaç komşusu, öğrenci velileri ve birkaç uzak akrabası vardı. Ömrünün son beş yılında katıldığı cenaze sayısını düşünürsek, ortalık tenha sayılabilirdi aslında. Öğle yemeklerini bedavaya getirmek için, öğle namazına müteakip diye verilen tüm selaları takip …
Basma eteği, kafasının yarsını örtüp kalan kısmını açıkta bırakan yemenisi, ayak parmaklarının üzerindeki kıllarıyla fotoğraflamış aklım onu. Çirkin, sevimsiz ve patavatsızdı. Ama komikti. Çocukluk arkadaşımın Seval’in yengesi deli Emine. Emine Sevallerin evinde yaşardı. Benim görüntüsüne bile tahammül edemediğim bu kadınla neden bir arada yaşadıklarına anlam veremez, içten içe çok manasız bulurdum. Çok yardıma muhtaçsa, bir …
Hayatımda hiç teyzem aradı, dayımlara gittik, amcamlar geldi gibi cümleler kurmadım. Dedemin verdiği harçlıkla bakkala gitmedim, babaannem kazak örmedi. Hiçbir aile yemeğinde bulunmadım, bize akşam oturmasına kimse gelmedi, biz kimseciklere gitmedik. Annem hiç misafir gelecek orayı yeni sildim aman basma oraya demedi ayrıca, kekli, kısırlı altın günleri nasıl olur onu da hiç bilmem. Annemin hiç …
Çok şık bir sofra hazırlıyorum akşam için. Bütün aileyi bir hafta önceden arayıp davet ettim. Üç çeşit zeytinyağlı, dört çeşit meze, terbiyeli bonfile yanında patates püresi ve pirinç pilavı olan bir menü hazırladım. Tatlı olarak da, kaymaklı tel kadayıf. Yetişebilirsem çocuklara sütlü kremalı bir alternatif daha eklerim. Öğleden sonrada Aysel gelip evi toparlar, son kontrolleri …
Yaşadığımız şehirde; ‘’nerede oturuyorsunuz ?’’ sorusuna verilebilecek, en fiyakalı cevaplardan biriydi aslında semtimiz. Marketlerin, nasıl olsa bunlar zengin diye, her ürünün üzerine üç beş lira fazladan koydukları yerlerden. Sokak araları hanımeli kokardı. Uzun bacaklı, ağır parfümler kokan kadınlara benzettiğim gökdelenler dikilmemişti bizim oralara. Eski hatta çok eski evlerin olduğu, hala mahalle havasını koruyan ancak kimsenin …






